29 Ekim 2012 Pazartesi

29 Ekim Cumhuriyet (!) Bayramı...

29 Ekim 2012 Cumhuriyet Bayramı'nda Twitter,Facebook vb... sosyal paylaşım sitelerinde gözlemlediklerim,beni bunları yazmaya itti:
bu ülkede ne kadar siyaset meraklısı varmış. Bir bayramımız vardı,onu bile ayrışmak için bahane yapanları görüyorum. Biri ortamdan nemalanıp: "cumhuriyet bayramı müslümanların değil yahudilerin bayramıdır",der. öbürü tutar: "koyun,akepe,liboş,kömür,gemicik .... Bayrak bizim,ülke bizim,sizin değil... Siz bu vatanın evladı değilsiniz vs..." der... Ya allah rızası için biriniz kafanızı kaldırma ihtiy acı hissetmiyorsunuz değil mi? Birkaç gündür zeitgeist videolarına bakıyorum. Amerikan kökenli yapıldığından ve islami kökenli yapılmadığından,yapan kendi yorumları ile sonuca giderken farklı görüşler çıkarmış... Ama ülkeleri bölmek,yönetime gelenleri ele geçirmek/safdışı etmek için yaptıklarını açık açık anlatmış... Kahvede anlatılsa "bunnarın altında hep amariga var homuaaaa..." denir,delilleri ile anlatılınca da gülünür... önce bir birbirimize saygı göstermeyi bilelim. Sadece kar marjını düşünen elitler için,küçüklükten beri korku,kin,nefret tohumları arasında büyüyen insanları birbirine düşürmek kolaydır,mühim olan,insanın doğasına "doğalmış" gibi görünen ama tamamen sonradan edinilen bu "bencillik,şucu/buculuk,kin nefret,benim dediğim doğruculuk vs..." huy ve edinimleri en azından sorgulayabilmektir. Gün boyu yaptığımız nedir? Uyan,ye,çalış,otur,konuş,yat... Uykuya düşkün olduk,yediğimiz herşeye kimyasal karışımlar katılıyor,köle gibi çalışıyoruz (rızkımız için değil hırsımız için malesef),sohbet ederken ortak noktayı bulmaya değil,doğrularımızı karşıya dikte ettirmeye çalışıyoruz,en son uyurken de hırs ve nefret dolu uyuyoruz,rüyadan çok kabus görüyoruz. Peki soruyorum (hem kendime hem sana): bir tek sen insan evladı,diğerleri uzaylı mı ki herşey senle özdeş olsun,diğerleri yok sayılsın? 15-16 yaşındaki velet daha siyasetin ne olduğunu bilmeden şuna buna küfreder hale gelmiş,büyüğünü söylememe bile gerek yok. O kadar bencilleşmişiz ki,kendi kustuğumuz nefret az geliyor,aynısını çoluk çocuğumuzda görmek istiyoruz... Madem en doğru sensin,neden karşındakini düzelteceğine dışlıyorsun? Yoksa saklayacak ayıbın mı var?... Tüm bunları önce düşünüyorum,sonra şeytan kulağıma "ama siyaset..." diyor,aynı anda an itibari ile sınıra çok yakından bomba sesleri geliyor ve midem bulanıyor,şeytanı elime geçirip boğazlama arzusu ile susuyorum...

13 Ekim 2012 Cumartesi

Doğrular ve Gerçek

Selamlar...
İlk sayfam olacak,ama artık paylaşmak biraz olsun rahatlatacak (Sanırım)
İç dünyamda gerçekten tırsağın tekiyim,fakat bu benim aynı zamanda tetikleyicimdir,bir yerden sonra yeter artık deyip  ne olacaksa önünü açıyorm,akıp gidiyor. Bu yazım da öyle olacak.
Tartışmalar beni gerçekten yıpratır,ama hiç kendimi geri alamam. Hele ki sonuna doğru çok öfkelenirim. Benim karşımda fikir sunduğundan değil, aşağıda yazdığım duruma düştüğüm için...


insanoğlu savunmacı yapıdadır.asla bu kendi savunma yapısını kıramaz. doğrular çoktur,tek gerçek olan mutlaktır. insan kendine uygun doğruyu alır,başka birisi başka doğru ile onun doğrusunu zorladığında (zorladığında diyorum çünkü insan kendi doğrusu haricini asla kabul etmez,karşısındaki de kendi bildiğini doğru bildiğinden onu dayatır/zorlar) insan hemen savunma duvarını çeker,onun arkasından karşılık verir. halbuki savunma duvarını kaldırıp karşısındakinin doğrusunun içine girdiğinde,ondan çıkıp başkasının doğrusuna girdiğinde,hatta doğrulara girmeyi geçtim,o savunma duvarını kendinden yüksek tutmaktan vazgeçip o duvarın üstüne çıkarak şöööyle bir diğer doğruları taradığında,aslında hepsinin gerçeğin birer parçası olduğunu,ama tek tek sadece ayrışmaya yaradığını farkeder. bu tıpkı hiç fil görmemiş körlerin hikayesine benziyor: biri filin kulağını tutar "bu yelpazeye benzer" der, biri sivri dişlerini tutar "mızrağa benzer" der, biri burnunu tutar
"yılana benzer" der vs... işin aslı: hepsi de kendilerin körlükle sınırlamış ve kendilerini rahatlatacak ilk doğru olasılığına yapışmıştır... halbuki gerçek,hepsinin bir araya getireceği doğrudan oluşacaktır...
geçen arkadaş bir konu hakkında yazmıştı:
-((günümüzde islamiyet ve kuran-ı kerim i sevmeyen veya agnostik takılan adamlar,kutsal kitabımızı şöyle yorumluyor:
misal ayetin biri: "tüm elmalar tatlıdır" derken başka bir ayet:"yeşil elma ekşidir" diyor. demek ki kuran kendi içinde çelişiyor...
güya kendi kendini mutlu ediyor arkadaş. halbuki kuran-ı kerim bir bütündür. bu iki ayeti ayrı ayrı değil bir bütün olarak düşünmek zorundasın. bir yerde genelleme yaparken,diğer yerde (herşeyde olduğu gibi) istisna ve kusurundan bahsediyor. yani hem elmaların tatlılığı hem de yeşil elmanın ekşiliği doğrudur asıl gerçek ise:
"tüm elmalar tatlıdır ancak yeşil elma ekşidir" oluyor...))
yeterince açık anlatmış zaten. ben dahil bu tip ön yargıları kırmakta zorlanıyorum.tüm insanlar malesef böyle bir şartlandırmaya tabi tutulmuş. bu sınırlara da özgürlük denmiş... insanlara öyle şartlanmalar öyle sürülmüş ki,isteyen özgürlük adına istediği yere çekebiliyor...
gün gelir,önce fikirlerden başlayarak "tüketim" insanlığı olmaktan çıkıp, tamamen "üretim" insanlığına döneriz inşallah.tüm -izm ler dahil,tüm fikir çeşitleri bizim farkılılığımızdan ziyade bizi birleştirip biz yapan şeyler olduğunu anladığımız gün,bizi kimse yıkamayacaktır...
(içimden gelenler...)
Kimseye birşey beğendirme gibi bir niyetim yok. Ama bana birşey anlatmak isteyen adam,başkasının lafı ile veya kendi fikrinin çoğunlukla desteklenmesi ile geldiğinde bunu kendime yediremem. bana elle tutulacak ve benim araştırabileceğim fikirle gelirse,ne olduğunu veya olmadığını ben de bilebilirim sonuçta...

Gün gelir,gözün uyandığı gibi kalp de uyanır.İnşallah diyelim,Allah (C.C.) Yoluna girmeye çabalayalım...

Vesselam...